Selim Anlatıyor: “Hükümetin İsrail karşıtı politikaları beni rahatsız ediyor”

11221813_1631984480380198_8890530717906596244_o

“Hiç dışlanmadım. Hiç de baskı görmedim. Alman Lisesi’nde böyle insanlar olmadığı için böyle olmadı. Ama Hükümetin İsrail karşıtı politikası beni rahatsız ediyor. Çünkü bana olumsuz olarak yansıyor. Bu konuda şanssızım. Ben şu an rahatlıkla Yahudiyim diyemiyorum. Varlık Vergisi görmüş insanlara göre ise şanslıyım. Her dönemin kendine göre zorluğu var desem yanlış olmaz.”

Selim, 2012 yazında kendisiyle görüşme yaptığım sırada 27 yaşındaydı. Yurtdışında bir Üniversiteden mezun olmuş hemen akabinde de ticaretle uğraşmaya başlamıştı. Ailesi tarafından ona Türkçe bir isim verilmiş olduğunda ben de onun için bir Türkçe bir takma ad seçtim. Yahudiler arasında da yaygınca kullanıldığını gözlemlediğimden onun için Selim adını seçerken gerçek adı gibi benim verdiğim bu takma isminde, hem kimliğine hem de ait olduğu topluluğa atıfta bulunmasını istedim.

Onunla, Büyükada’da buluşup aşağıdaki görüşmeyi gerçekleştirirken onun ağzından Yahudi olmayı, dili, eğitimi, kendi dinamikleri ile Yahudi cemaatini,  Türkiye’nin siyasal tarihini, yaşananların düne bugüne etkisini yani kısacası Türkiye’de Yahudi olmayı konuştuk. Gerisini Selim anlatıyor:

Yahudileri toplumun içinde nerede görüyorsunuz? Sizce Yahudilerin, toplumu oluşturan diğer unsurlardan farkı var mıdır? Varsa nedir/nelerdir?

Genel olarak topluma çok fazla iyi entegre olamamış, bir entegrasyon sorunu yaşamış, bu benim yorumum, ama kendilerince entegre bir toplumlar, biraz toplum içerisinde burnu havada, toplumda kendini üst seviye olarak gören bir toplum genel olarak. Eğitim seviyesi olarak yeni nesiller genelde eğitimli. Fakat üst nesiller kesinlikle yüksek eğitimi almamış insanlar genel olarak, fakat onlar bu şekilde değerlendirmezler kendilerini. Yahudiler kendini toplumun, halkın üstünde görürler, maalesef bu şekildedir yani. Onun dışında biraz soyutlarlar, onun dışında iyi entegre olunmadığını düşünüyorum. Şimdi düşüşe geçmiş olmasına rağmen, maddi düzeyleri iyi aileler olduğundan ötürü, o yüzden üst tarafa adapte etmişler kendilerini. Hiçbir zaman alt tarafta yer almamışlar ama aslında gerçek de değil yani bu.

Biraz da maalesef maske giydiklerini düşünüyorum herkesin, bu taklidi yaptıklarını düşünüyorum, çünkü zenginlikler çok gitti, olmayanlar da bu hayata ayak uydurmaya çalışıyorlar çünkü bu bir sıfat gibi.  Bu şekilde yaşamak durumundalar. Cemaatin getirdiği bir takım standartlar var. O standartlara ayak uydurmak da kolay değil. Ben bu şekilde görüyorum, bence üst seviyede bir toplum değil, ama maalesef kendilerini bu şekilde görüyorlar.

Yahudilerin, toplumu oluşturan diğer unsurlardan farkı vardır. Mesela Rum toplumunu biliyorum, onlardan çok bir farkı yoktur. Biz de gettolar halinde yaşarız, belli mahallelerde yaşanır gettolar halinde. Fakat vardır aslında bir taraftan da bir farklılık. Kendi benliğini yitirmiş bir topluluktur Yahudi toplumu, yani Türkiye’dekiler. Yani şu şekilde; kendi kültürünü kaybeden bir topluluktur Cumhuriyet tarihinde, bu kesinlikle doğrudur, çünkü kendi lisanını kaybetmiştir mesela, bizim Yahudilerin Ladino adında bir lisanımız vardı, bu lisan yeni jenerasyonlara nakledilmedi. Bu mesela Rum toplumunda bu şekilde değildir. Ermenilerde bilmiyorum ama Rumlarda değildir, Rumların hepsi Rumca konuşurlar aşağı yukarı. Benim tanıdığım Rum gençleri Rumca bilir.

Bizde mesela şey de yoktur, hem Ladino kaybedilmiş, aynı zamanda dini öğretiler de artık banal bulunduğundan dini öğretiler de yeni gençlere taşınmamış. Bizim gençler hiç conservatif [Fransızca ‘muhafazakâr’] değildirler dini açıdan diyorum. Dini şeylere bağlı bir toplum değildirler fazla. İbranice kimse konuşmaz, okuyabilen sayısı çok azdır. Dini törenlere katılım oranı düşüktür genelde insanlarda. Bir tek bayramdan bayrama, hani bu Müslümanlarda da var bayramdan bayrama camiye giden insan kavramı, bizim Yahudilerde de var. Genelde bayramdan bayrama giderler.

Kendini oluşturan kültürleri zamanla kaybetmişlerdir Türk Yahudileri. Avrupa Yahudileri bu şekilde değiller. Ama Türk Yahudileri maalesef bu şekildedirler. Çünkü dini unsurlara dikkat etmek, Ladino konuşmak bunlar eski moda olarak gözükmüş zaman içerisinde, bizim annelerimiz bize bu şekilde taşıdılar. 1950’lerin jenerasyonunda bu Alliance zamanında vs. bunlar basse classe [Fransızca ‘alt sınıf’] olarak görülmüş, ‘artık hala Ladino mu konuşuyorsun, hala dini şeylere dikkat mi ediyorsun, hala çocuklarına böyle fazla Yahudi tip isimler mi veriyorsun’ gibilerinden maalesef yedirilmiş. Bence güzel bir şey değil.

Keşke bu şekilde olmasaydı yani. Çünkü bir kültür kaybedilmiş, kaybediliyor gittikçe. Ve sayı da azalıyor, asimilasyon var, artık mix mariageler [İngilizce ‘karma evlilikler’] de çok fazla olmaya başladı. Benim için mix mariage sorun değil o kadar, conservatif bir adam değilim ama Yahudi toplumunun devam edebilmesi için bunun yapılmaması gerekiyor çünkü çok strict [Fransızca ‘sıkı’] bir din bu. Kadın Yahudi olmadığı zaman çocuğun da Yahudi olamıyor, yani anneden geçiyor. Dolayısıyla da benim Yahudi olmayan bir kızla evlendiğim zaman çocuklarım Yahudi olamıyor ve dolayısıyla bir jenerasyon kayboluyor. Benim ailem de buna önem vermiyor ama önem verilmesi gereken bir şey aslında.

 

Sizce günümüz Yahudi kimliği neye/nelere dayanmaktadır? (Örneğin dilin, dinin, kültürün önemi nedir?) Sizce bu kimlik modernleşme sürecinde değişmiş midir? Değiştiğini düşünüyorsanız bu değişimi nasıl yorumluyorsunuz? Sizin Yahudi kimliğiniz neye, nelere dayanmaktadır?

Evet, Yahudi kimliği değişmiştir. Cumhuriyete kadar Yahudiler, çok daha fazla Yahudi kimlikleri ile yaşayan toplumlardı. Gettolar halinde yine ama Osmanlı bünyesinde çok fazla gerçekten o dili konuşan ve gerçekten çok yoğun bir Yahudi yaşantısı vardı. Cumhuriyet döneminde bu ‘Türkçe Konuş Kampanyaları’yla da bir kere hepsi Türkçe konuşmaya başladılar. Türkçe konuşmaya başlayınca artık kendi lisanlarını, yani Ladino konuşmayı basse classe olarak değerlendirdiler. ‘Anadolulu, köylü gibi artık sen bu lisanları mı konuşuyorsun!’ diye Türkçe konuşmak önemli bir şey haline dönüştü. Bunlar 1950’lilere kadar olan jenerasyonlardı.

Dolayısıyla Yahudi kimliği, dile, dine, kültüre dayanırken ama günümüzde dile dayanmıyor, dilimiz Türkçe, benim başka dilim yok. Ne Ladino konuşuyorum ne İbranice konuşuyorum. Din ve kültüre dayanıyor benim Yahudi kimliğim. Bayram kültürü var, yemek kültürü var. Bir dans kültürü var, hala yaşatılmaya çalışılan bir geleneksel folklor var. Ama modernleşme sürecinde çok değişmiştir çünkü gittikçe yitiriliyor her şey, kaybediyoruz yani aslında.

Ben Ladino konuşamıyorum, dini olarak da conservatif bir adam değilim, ama tabii elimden geldiğince belli şeylere dikkat etmeye çalışıyorum, kendi çocuğuma aktarabilirsem bir şeyler aktarmak istiyorum. Ailem hiç conservatif bir aile değil, bizim ailede biz çok şeyi görmedik bile. Fakat ben görmediklerimizi öğrenip yaşatmaya çalışıyorum. Benim ailem ki benim annem de babam da Musevidir, bize bunlar aktarılmadı ailem tarafından. Çok fazla biz evde yaşamadık traditionnel [Frasnızca ‘geleneksel’] şeyleri ama annemlerin ben yanlış yaptığını düşünüyorum. Onun için bir takım şeyleri öğrenip tekrar yaşatmaya çalışıyorum.

Biraz evvel mix mariage durumuna karşı olmadığımı söyledim, şimdi olur da Yahudi olmayan bir kıza âşık olursam gider evlenirim, aşk ağır basar elbette. Bir insan kiminle mutlu olacaksa onunla mutlu olur. Şimdi dinimle kültürüm uyuşmuyor diye ayrılmam. Mesela benim abim mix mariage yaptı. Abim, Müslüman, Müslüman demem yanlış belki de çünkü kız pek dindar bir insan değil ama yani Musevi olmayan birisiyle evlendi. Bizde dinle alakasızlık kötü bir şey, çünkü biz küçük bir toplumuz ve kayboluyor her şey.

 

Sizce Yahudiler arasında, Yahudi kimliğine bakış konusunda, kuşaklar arasında farklar var mıdır? Varsa bu farklılıklar nedir? Nedenleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kuşaklar arasında evet fark var. Osmanlı’dan sonra Cumhuriyetle yaşamaya başlamış insanlar tam bir Seferad Yahudisi. Çünkü onlar hala o İspanya’dan gelen kültürü yaşatan insanlardı, dilliyle kültürüyle, yemeğiyle, ev yaşantısıyla, Sinagoga yakın oturmasıyla. Her Yahudi aslında Sinagoga yakın oturmalıdır, dolayısıyla her Yahudi mahallesinde Sinagog vardır. İstanbul’daki Balat, Hasköy gibi Yahudi mahallerinde herkes Sinagoga yakın oturuyor ve hakikaten Seferad Yahudisi gibi yaşıyorlardı. Bunlar ilk Cumhuriyet Yahudileriydi.

Daha sonra, bunların hepsi basse classe olarak görünüyor yeni jenerasyonlarda. Çocuklar Fransız okullarına yollanıyor, artık Yahudi okullarına yollanmıyor. Fransız okulları popülerleşiyor, Saint Benoit, Saint Michel gibi okullar, bir sürü Yahudi oralara gidiyor ve aralarında Fransız esintisi oluyor. Bunlar benim annemlerin jenerasyonu 1950’liler. Ve bu tip şeyleri yani Ladino konuşmayı artık hoş bulmamak, bu tip evdeki bayram yaşantısını, bir takım kültürel değerlerden uzaklaşmak ve bu gettolardan ufak ufak ayrılmak ve İstanbul’un faklı yerlerine taşınmak başlıyor. Gene hep beraber taşınıyorlar ama artık -Şişhane eski Yahudi bölgesidir, Balat Hasköy de öyledir, orada sinagogları, kasapları, bakkalları vs. varken- başka yerlere taşınmak ve daha üst klas yaşamak tercih ediliyor. Suadiye, Caddebostan yazlıktır, annemlerin jenerasyonunda da Şişli üst klas oturma yeridir.

Daha sonraki jenerasyonlar 75-80’liler onlar tamamıyla anne babalarından görmedikleri için Yahudi kültürünü, tamamıyla yaşayamayanlar. Gene gettolar halinde yaşıyorlar ama lisan kaybolmuş, yemek kültürü biraz kaybolmuş. Ve gittikçe azalıyor. Bir de şöyle bir farklılık oldu jenerasyonlar arasında. Biz küçükken gittiğimiz hala cemaat organizasyonları vardı, hep beraber gençler on beşerli gruplar halinde Cumartesi günleri toplanıp sohbet ederdik, folklor organizasyonu vardı, küçük çocuklara partiler yapılırdı. Bunların hepsinin amacı küçük çocukların on beş yaşına kadar kendi içlerinde arkadaş olmaları ve fazla topluma entegre olmamaları ki çocuk arkadaş çevresine hep Yahudi olarak devam etsin.

Çünkü karışık Lisede okuyorsa, mesela ben Alman Lisesinde okuyordum, genelde bütün sınıf arkadaşlarım normal olarak Müslümandı. Çocuk hafta sonları n’apar, normal olarak sınıf arkadaşları ile dolaşır, çocuk sınıf arkadaşları ile dolaşmasın diye hep bu tip organizasyonlar vardı ki hep Yahudi çocukları ile arkadaş olsun, erkekler kızlarla flört etsinler, onların evine girsinler çıksınlar diye bunlar vardı. Bunlar kulüp organizasyonlarıydı. Bu kulüpler mesela ‘Yıldırım’, ‘Göztepe Dostluk’du.

Bunlar bizim jenerasyonda bitti. Ben 85 doğumluyum, en son 86, 87’lilerde bitti, çok düşüşe geçti. Mesela 90 doğumlularda bu kalmadı, 90 sonrası çocuklar hiç bunlarla büyümediler. Sen burada oturan bir gençlik görüyorsun [Mülakatımız Selim’in başka Yahudi arkadaşlarının da olduğu bir mekânda gerçekleşmişti], büyük ölçüde Yahudi herkes ama bizden on yaş ufak bir grubun yanına git o zaman bu kadar Yahudi olmaz mesela, Müslüman yani azınlık olmayan kişileri içlerine almış daha çok görüyorsun 1990’lılarda. Çünkü bu kulüp organizasyonlarının bitmesiyle bu birliktelik epey düştü. İkili yaşam, ama bunu aştık artık.

 

Yahudi kimliğinizden ötürü hiç dışlandığınızı düşündünüz mü, kurum ya da kişilerden baskı gördünüz mü? Bu konularda sizden önceki kuşaklardan daha şanslı mı, daha şanssız mı olduğunuzu düşünüyorsunuz? Yoksa zamanla değişen bir şey olmadığını mı düşünüyorsunuz?

Yok, hiç dışlanmadım. Hiç de baskı görmedim. Alman Lisesi’nde böyle insanlar olmadığı için böyle olmadı. Ama Hükümetin İsrail karşıtı politikası beni rahatsız ediyor. Çünkü bana olumsuz olarak yansıyor. Bu konuda şanssızım. Ben şu an rahatlıkla Yahudiyim diyemiyorum. Azınlık Vergisi [Varlık Vergisi] görmüş insanlara göre ise şanslıyım. Her dönemin kendine göre zorluğu var desem yanlış olmaz. 70’leri yaşayanlar ise, o zaman azınlıklara bir şey yoktu. Sağ-sol vardı.

 

Yahudi kimliğinin yaşanması ve aktarılması konularında eksiklikler/sorunlar var mıdır? Var olduğunu düşünüyorsanız bu sorunları kimler ve nasıl çözebilir?

Eksiklikler, sorunlar var. Cumhuriyet öncesinde çok daha fazla aktif Yahudilik yaşanıyordu. Şimdi öyle değil. Ben kaşer [Yahudiliğe göre yenilmesinde ve kullanılmasında dinen bir sakınca bulunmayan ürünlerdir] et alırım kendi evime çünkü o kasap orda dursun diye. Yahudi toplumu artık istemiyor Yahudiliği. Ben böyle olsun istemiyorum. Biz niyetli değiliz. Şu anki İsrail meselesinden dolayı 2 tane sinagog var. Esnaftan bazıları ‘‘kahrolsun İsrail’’ astılar. Sinagoga sen girdiğinde fişleniyorsun. Bu nedenle Sinagoga gitmeyenler olabiliyor. Mesela bu bir sorun. Çözüm ise, bunu biz kendi aramızda çözebiliriz.

 

Ladino dilini konuşuyor musunuz? Yahudi edebiyatından eserler okuyor musunuz? Yahudi tarihi ve dünyadaki Yahudi toplulukları hakkında okuyor, film, belgesel izliyor musunuz? Türkçe, İngilizce, Fransızca vs. dillerde yazan Yahudi yazarları takip ediyor musunuz? Yahudi müziği dinliyor musunuz (kimler, türler) ?

Ladino konuşmuyorum. 1950-60’lı jenerasyonu annemlerle bitti. Babam Kırklarelili, annem İstanbullu. Bence Vanlılar çok daha conservatiftir. Film, belgesel çok ender de olsa izliyorum. Yahudilik hakkında bir şey çıksa Hollywood filmi de olsa gider izlerim. Ladino Yahudi müziği dinlemiyorum asla. İbranice müzik çok Arabic geliyor. Düğünlerde bayramlarda anca dinliyoruz işte. Hepimiz Türk’üz, sonuç olarak Türkçe müzik oluyor.

Yahudi kurumlarının kültürel faaliyetlerine katılıyor musunuz? Sizce bu faaliyetler gençlere hitap ediyor mu? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Katılmıyorum, Yahudi toplumunun faaliyetlerinden pek hazzetmiyorum, toplumu sevmiyorum. Çünkü çok snoblar. O nedenle çok sevmiyorum Türkiye Yahudi cemaatini. Ancak benim çocuğum da öğrensin istiyorum. Yahudi kimliğini aktarmak istiyorum. Gençlere yönelik faaliyet… Mesela Saint Petersbourg’a gidiyorlar. Şişli’deki ‘Dostluk’ ve ‘Yıldırım’ kulüpleri birleştiler.  Göztepe Gençlik Kulubü var Anadolu yakasında da. Şimdi çok küçük ve basic faaliyetler yapılıyor. Örgütlü bir Yahudi gençliği yok. Gençlere hitap eden az organizasyon var.

 

Yahudi eğitim kurumlarında eğitim gördünüz mü? (Bunlardan birinde öğrenim görmemiş olsanız bile) bu kurumların Yahudiler arasındaki ilişki ve Yahudi kimliğinin aktarılmasında oynadığı rol hakkında ne düşünüyorsanız?

Hayır görmedim. Musevi yuvası, Musevi ilköğretimİ, Musevi Lisesi var. Okuyanlar var. Bütün arkadaşların Yahudi oluyor bunlarda okursan. Azınlık okulu Din Kültürü Ahlak Bilgisi var ve Yahudiliği öğreniyorlar. Etkili bir rol oynuyor. Dernek faaliyetleri azalmışken, çocuğun orda okuyorsa Yahudi kimliğini aktarabilirsin.

 

Sizin için Sinagog neyi temsil ediyor? Sizce Yahudi dini kurumlarının ve faaliyetlerinin Türkiye’de Yahudi kimliğinin yaşatılmasındaki rolü nedir?

Sinagog Türkiye’de bir buluşma noktası değil artık bence tam olarak. Sinagog bir ibadethanedir şu anki bir Türk Yahudisi için. Eskiden orda yemekler olurdu. Daha aktifti, faaliyetler olurdu. Çok düştü. Ama uğraşıyorlar gene de. Mesela bu Amerika’dan gelen adam parti yapıyor. Purim Yahudiliği kültürü gitti. Cemaat de bir şeyler yapıyor ama hepsi out oldu. Ama ellerinden geleni yapıyorlar.

500 yıl, 500. Yıl Vakfı ve müzesi hakkında düşünceleriniz nedir?

Vakfı biliyorum ama hakkında bilgim yok.

e-mail: yildizsuheyla@gmail.com

Bunları da beğenebilirsiniz...