Vivet anlatıyor: “İsmin yabancı bir isim değilse, Yahudi olduğunu belirtmemen senin için bir artı olabiliyor”

11224671_1650858551826124_1134402105571096296_n

“Bizden önceki kuşaklardan daha şanssız olduğumuzu düşünüyorum. Tabii ki İsrail’in dünya politikası da Yahudilere olan bakışı etkiliyor. Gazetelerde haberlerin altındaki yorumlarda İsrail’e laf edileceğine ‘Yahudiler de şöyle Yahudiler de böyle’ denebiliyor. İnsanlar artık daha önyargılı.”

Vivet ile görüşmemizi 2012 yılı yazında gerçekleştirdik. O sırada 28 yaşında olan İşletme mezunu Vivet, editörlük ve çevirmenlik yapıyordu. Ona göre, günümüz Türkiyesi’nde insanlar Yahudilere karşı eskisinden daha fazla önyargılı; İsrailli olmakla Yahudi olmak bir tutulduğundan Türkiye’deki Yahudiler de antisemitizm olarak kendini gösteren bir İsrail karşıtlığının oluşturduğu tehditle karşı karşıyalar. Ve ona göre bu problem gün geçtikçe daha da büyüyor. Sözü kendisine veriyorum…

Yahudileri toplumun içinde nerede görüyorsunuz? Sizce Yahudilerin toplumu oluşturan diğer unsurlardan farkı var mıdır? Varsa nedir/nelerdir?

Yahudilerin hep farklı olduğu söylenir. Ben biraz buna katılıyorum. Daha öngörülü insanlar olduklarını düşünüyorum. Tabiî toplumda azınlık oldukları için bir şekilde çok da ön plana çıkamıyorlar, onun için hep arka planda olup da bir şekilde bazı şeyleri yönlendiren bir toplum olduğunu düşünüyorum ve bence bu her toplumda böyle tabiî ki İsrail hariç. Genelde azınlık oldukları için öngörülerinden ve aslında Avrupai bir yanları olduğundan dolayı biraz daha bazı şeylere yön veren bir grup olarak görüyorum. Yahudilerin bazı değişik tarafları var. Onlar çok çekmiş ve birçok kötü yoldan geçmiş bir toplum. Diğerlerinden fark ise, bana göre Yahudiler sanki buraya daha çok ait hissediyorlarmış gibi geliyor.

Sizce günümüz Yahudi kimliği neye/nelere dayanmaktadır? (Örneğin dilin, dinin, kültürün önemi nedir?) Sizce bu kimlik modernleşme sürecinde değişmiş midir? Değiştiğini düşünüyorsanız bu değişimi nasıl yorumluyorsunuz? Sizin Yahudi kimliğiniz neye, nelere dayanmaktadır?

Biz Yahudiler böyle çok iç içe büyüyen bir toplumuz. Onun için hep aynı kültürde büyüyoruz. Tabiî dinin getirdiği kültürler bunlar. Onun için günümüzde Yahudi kimliği kesinlikle dinin getirdiği kültüre ve yaşayış biçimine dayanıyor diye düşünüyorum. Modernleşme sürecinde kesinlikle değişti tabiî bu kimlik. Mesela eskiden karışık evlilikler pek olmazdı, buna hoş da bakılmazdı. Ama şimdi gayet normal karşılanabiliyor. Normal karşılamayan çevreler de var ama en azından benim çevremde daha bir normalleşti. Bir arkadaşım Müslüman biriyle evlendiğinde ‘nasıl olur’ demem ama kesinlikle hani insanların kendi dininden ve kendi kültüründen biriyle beraberliklerinden bir evlilik yaşandığında mutlu olmasının oranının çok daha yüksek olduğuna inanıyorum. İlla kendi dininden değil, kendi yaşam tarzından diyelim.

Ve tabiî aynı dinden insanların yaşam tarzının da daha yakın olduğunu düşünüyorum. Mantıksal bir çerçeveden bakınca, bir Yahudiyle evlenince daha mutlu olabileceğimi bir şekilde görüyorum. Aileler uyuşuyor, yapmak istediğin şeyler çok uyuşuyor, muhabbetin daha yakın oluyor, yani demek istediğim daha yakın oluyorsun.

Benim Yahudi kimliğim yetiştiriliş tarzıma dayanıyor diye düşünüyorum. Küçükken ailece, sülalece kutladığımız bayram yemeklerinde Yahudi kimliğim öne çıkmıştır. Bayram öncesi gittiğim sinagogda karşılaştığım arkadaşlarımla edindiğim çevre, Büyükada’da büyürken hep Yahudi arkadaşlarım oldu, o şekilde Yahudi kimliğim ortaya çıktı. Hep küçüklükten gelen şeyler, küçüklükten, çevreden, aile yemeklerinden… Benim Yahudi kimliğim daha çok kültüre dayanıyor.

Mesela annemle babamın aralarında Fransızca konuşması bile, o da bir kültür mesela, Yahudi bir arkadaşımın annesiyle babası da aralarında Fransızca konuşuyor, onun küçük bir muhabbetini yapabilmek bile, onların Fransızca konuşması hakkında dalga geçmek bile bu bir kültür aslında. Ortak bir şey yani Yahudi kimliğine dair. Ve bir şekilde o, senin kimliğin oluyor. Ben Fransızca da Ladino da bilmiyorum.

Musevilik, Yahudilik dindir, ben Türküm. Museviyim ve Türküm yani. Ama tabiî biri bana sorduğunda ‘aaa ismin neden Vivet’ falan, işte o zaman demek zorunda kalıyorsun, ama demek zorunda kalmasam, bir şey açıklamak zorunda kalmasam ‘‘i am turkish yani’’.

Sizce Yahudiler arasında, Yahudi kimliğine bakış konusunda, kuşaklar arasında farklar var mıdır? Varsa bu farklılıklar nedir? Nedenleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bence Yahudiliğe bakış konusunda kuşaklar arasında fark var. Daha kalıplaşmış bir şekilde bakılıyordu eskiden. Artık her şey değişiyor. İnsanlar artık dünya insanı olmaya başladığı için, artık gençlerin de bakış açısı değişiyor diye düşünüyorum. Daha herkesle bir hissediyorsun kendini. Eskiden belki de ‘ben Yahudiyim ve bu farklı bir şey’ diye düşünüyor olabilirdi insanlar ama şu anda internetin, teknolojinin gelişmesiyle, bir Avrupa vatandaşının bütün Avrupa’yı seyahat etmesiyle, bu şekilde insanlar daha bir dünya insanı. Ve biz gençler de bunun farkındayız.

Onlar (anneannemler, annemler) daha evet biz Museviyiz ve biz böyleyiz diye ayırım yapabiliyorlar. Mesela onlar, yurt dışında bir Yahudiyle karşılaştığında diyelim, onunla muhabbeti daha kolay sağlayabilirken ben bir İspanyolla karşılaştığımda da yakın hissedebiliyorum. O belki bir Museviye yakınlığı daha fazla görüyor olabilir dünyanın herhangi bir yerindeki. Ama bana göre bir fark yok. Bana göre bir Yunanlıyla konuşmak da aynı, onu da yakın hissedebilirim kendime, bir İtalyanı da.

Yahudi kimliğinizden ötürü hiç dışlandığınızı düşündünüz mü, kurum ya da kişilerden baskı gördünüz mü? Bu konularda sizden önceki kuşaklardan daha şanslı mı, daha şanssız mı olduğunuzu düşünüyorsunuz? Yoksa zamanla değişen bir şey olmadığını mı düşünüyorsunuz?

Yani dışlanmak değil de hep şu konu olmuştur. Bir işe girersin, ‘aaa niye adın Vivet, aaa sen Yahudi misin’ soruları olur. Ama bugüne kadar ben pek kötü niyetle karşılaşmadım. Ama bu belki benim girdiğim ortamlardan da kaynaklanıyor. Hep özel okulda okudum. Sınıfta 40 kişi vardı. 10 tanesi Museviydi. Orda azınlık olmuyorsun sonuçta. O nedenle azınlık olduğumu hissetmedim. Çalıştığım yerler daha bir entelektüel yerlerdi belki. Tanıdık vesilesiyle girdiğim işler oldu. Onun için pek öyle bir şeyle karşılaşmadım ama şu an iktidar partisiyle beraber böyle şeylerin arttığını bir şekilde görüyorum. Mesela internetteki gazete haberlerinin altına yapılan yorumlardan da bu dışlanmayı biraz hissedebiliyorum. İktidardaki partiyle arttığını görüyorum antisemitizmin. Gazetelerde haberlerin altındaki yorumlarda İsrail’e laf edeceğine ‘Yahudiler de şöyle Yahudiler de böyle’ denebiliyor.

Bence bizden önceki kuşaklardan daha şanssız olduğumuzu düşünüyorum. Eskiden hoşgörü daha fazlaymış. İnsanlar birbirleriyle daha yakın, iyi niyetli, çıkarcı olmayan bir ortam varmış. Karşılıklı sevgi-saygı azalıyor. Zamanla bir şeyler bozuluyor gibi geliyor bana. Onun için biz daha şanssızız gibime geliyor. Zamanla değişen bir şey var bence. İnsanlar artık daha önyargılı. Tabiî ki de İsrail’in dünya politikası da Yahudilere olan bakışı etkiliyor.

Yahudi kimliğinin yaşanması ve aktarılması konularında eksiklikler/sorunlar var mıdır? Var olduğunu düşünüyorsanız bu sorunları kimler ve nasıl çözebilir?

Tabiî ki Amerika’daki gibi rahat rahat kimliğinin arkasında duramıyorsun. Amerika’da her şey çok daha rahat. Ben Amerika’da yaşadım, mesela orada kimliğini Türküm ve Museviyim diye tanıtıyorsun. Çünkü orada mesela Musevi olmak bir statü gibi oluyor. Orada daha rahat kimliğinin arkasında duruyorsun, burada ismin yabancı bir isim değilse eğer, Yahudi olduğunu belirtmemen senin için bir artı olabiliyor. Burada kimliğini ortaya koymamak belki senin için daha iyi olabiliyor. Çünkü dediğim gibi bir önyargı söz konusu. Sonuçta kimliğini tamamen ortaya koyamamak, bir şekilde çekinmek bu bir sorun ve eksiklik olduğunu düşünüyorum. Bunu çözmek için seneler lazım. Şu an bugün bu büyük sorunu birinin çözebileceğine inanmıyorum, hatta tam tersi bir yolda olunduğunu düşünüyorum.

Ladino dilini konuşuyor musunuz? Yahudi edebiyatından eserler okuyor musunuz? Yahudi tarihi ve dünyadaki Yahudi toplulukları hakkında okuyor, film, belgesel izliyor musunuz? Türkçe, İngilizce, Fransızca vs. dillerde yazan Yahudi yazarları takip ediyor musunuz? Yahudi müziği dinliyor musunuz (kimler, türler)?

Ladino, hayır konuşamıyorum. Yahudiler hakkında filmleri ise seyrediyorum evet. Yahudi edebiyatından eser okumadım hayır. Yahudi yazarlardan takip ettiklerim var. Arada sırada hoşuma giden İbranice müzikle karşılaşınca dinleyebilirim. Özellikle bunun arayışında değilim yani.

Yahudi kurumlarının kültürel faaliyetlerine katılıyor musunuz? Sizce bu faaliyetler gençlere hitap ediyor mu? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Katılmışlığım var. Küçükken böyle bir kulübe üyeydim, Yıldırım Spor Kulübü’ne. Ve işte cumartesilerimizi orada geçirirdik. Ve o zamanlar güzeldi, tabiî şu anda yokmuş bildiğim kadarıyla. Oraya cumartesi günleri giderdik, folklor yapardık, gösteriler yapardık, dans edilirdi, güzel bir ortamdı. Yahudilikle ilgili bir şeyler de öğreniyorduk. Şöyle bir şey vardı, Cumartesi günleri bir iki saat, on kişilik grup halinde birinin evinde toplanılırdı, orada madri denilen bizden büyük Yahudi kimliğini daha çok bilen kişiler Yahudi tarihini anlatırdı. Bu kulübün yaptığı bir şeydi. Ben 15-16 yaşıma kadar oradaydım. 18-19 yaşına kadar devam edenler de oluyordu, ben çabuk bırakmıştım.

Arada bir konferanslar olabiliyor Yahudilikle ilgili. Türk Musevi cemaati bünyesinde olan konferanslara arada bir gidiyorum. Musevi lisesindeki tiyatrolara arada bir gidiyorum. Komik oluyorlar, güzel oluyorlar. Evet, bu aktivitelerin gençlere hitap ettiğini düşünüyorum. Tiyatroda seni de anlatan bir şeyler de olabiliyor. Bir Musevi gencin hikâyesini de anlatabiliyorlar tiyatroda, güzel oluyor.

Yahudi eğitim kurumlarında eğitim gördünüz mü? (Bunlardan birinde öğrenim görmemiş olsanız bile) bu kurumların Yahudiler arasındaki ilişki ve Yahudi kimliğinin aktarılmasında oynadığı rol hakkında ne düşünüyorsanız?

Hayır görmedim. Benim bir bildiğim Musevi Lisesi var. Bence rolü yok Musevi kimliğinin yaşatılmasında. Bence böyle bir toplumda yaşarken, bütün Musevileri toplayıp öyle bir eğitim vermeleri güzel değil. Ben çocuğumu Musevi Lisesine vermeyi tercih etmezdim. Çocuksun, değişik insanlarla tanışıp hayatın gerçeklerini göreceğine, orada kapana kısılmış gibi hoşuma gitmiyor açıkçası.

Sizin için sinagog neyi temsil ediyor? Sizce Yahudi dini kurumlarının ve faaliyetlerinin Türkiye’de Yahudi kimliğinin yaşatılmasındaki rolü nedir?

3-4 sene öncesine kadar sinagog benim için bayramdan önce gidip dua edilen, düğünlerin yapıldığı yerdi, bir şekilde aslında sosyalleşme ortamı da vardı orda. Arkadaşlarını görürdün falan filan. Seviyorum yani sinagog ortamını. Fakat ben birkaç senedir kabala ile ilgileniyorum, onun için artık daha ruhani bir şekilde bakabiliyorum olaya. Tabiî sinagog ibadet ettiğin, Allah’la yakınlaştığın bir yer. Kabalanın aslında çok dinle bir alakası yok, bütün dinlere açık bir felsefe kabala. Allah’la olan ilişkinin çok önemli olduğunu söylüyor, ama bunun dinle de bir alakası olduğunu vurgulamıyor. Yapılan ibadetlerin, Müslüman da olsa, Hıristiyan da olsa, Musevi de olsa seni Allah’la birleştirdiğini söylüyor. Onun için sinagoga gidip dua etmek de o eylemlerden herhangi bir tanesi. Evde oturup meditasyon yapmakla oraya gidip dua etmenin arasında çok bir fark yok. Allah’a yakınlaşmak kabala, dinle alakalı değil de… Ama tabiî bizim dini temsil eden bir ibadet yöntemi. Yahudiliğin temelinden gelen bir öğreti aslında kabala ama bütün dinlere açık.

Sinagogun rolü önemli tabiî Yahudi kimliği için. Sonuçta bayramlar çok önemli. Çünkü hepimizin aynı anda, aynı şeyi yaptığı bir dönem. Sinagog, herkesi bir araya getiriyor, aynı olduğunu yani aynı yerden geldiğini, aynı kültürde olduğunu hissettiren bir yönü var.

500 yıl ve 500. Yıl Vakfı hakkında düşünceleriniz nedir?

Yani artık buranın bir parçası olduğumuzu düşünüyorum. Türküm işte. 500 sene geçmiş üstünden. Mesela Can Bonomo söylemişti 500 sene önce gelmişiz, nasıl hala bu sorgulanıyor diye, biz 500 senedir buranın bir parçasıyız yani. Çocuğa sürekli sordular ‘sen Yahudi misin’ diye, artık bu ayrımın yapılmamasını gösteren bir rakam olduğunu düşünüyorum 500 yılın. 500. Yıl Vakfı’nın müze kısmını biliyorum sadece. Onu da bilmiyordum, geçen sene araştırana kadar öyle bir müzenin varlığından dahi haberim yoktu.

500 yıl muhabbeti ailede hep vardır. Ben aynı zamanda İspanyol’um. İspanya pasaportum var. Biz epey senelerce uğraştık, bu iş bu kadar kolaylaşmadan önce benim babam çok taktı kafasına bu vatandaşlığı elde etmeyi. 15-16 yaşından beri İspanya’ya gidip geliriz. Çift vatandaşız ailecek. Çevremde herkes de başvuruyor veya bazılarında var İspanyol pasaportu, başvurmamış pek Sefarad kalmadı yani. İspanyollar bunu bir özür gibi yapıyorlar, bizim de işimize geliyor açıkçası. Ben ne kadar rahat ettiğimi anlatamam İspanyol pasaportu ile.

İspanyolum diye almadım onu yani, sonuçta Avrupa’ya rahat rahat gir çık, vize problemin yok. Amerika’ya gir çık, ben bir de Amerika’da yaşadım, çok çok yardımcı oldu. Bazılarında ‘bir gün buradan gitmek zorunda kalırsam’ mantalitesi de var bu pasaport işinde. Bu düşünce, herkeste olduğu için bende de bir şekilde oluşmuştur diyebilirim. Ben bekâret ile ilgili yazı yazdım bir dergide. Bana mailler geldi. “Sen nasıl bekârete önem veren erkekleri ataerkil olarak yazarsın, bunu nasıl modernleşme süreci diye yazarsın, bilmiyorum İsrail tarihinde veya Musevi dininin bakireliğe verdiği önem nedir, onlar bunu nasıl algılar bilmiyorum ama biz Müslüman toplum olarak burada bu şekilde yaşıyoruz. Devlet laik olabilir ama insanlar laik olmak zorunda değildir” gibisinden mesajlar aldım. Adım Musevi adı olduğu için aldım bu ‘bilmiyorum Museviler de böyle midir’ şeklindeki mailleri…

e-mail: yildizsuheyla@gmail.com

Bunları da beğenebilirsiniz...