22 Mart 1943: “Beyaz Gül” örgütünün üyeleri Naziler tarafından idam edildi

4225_5

Kaynak: Marksist.org

Münihli bu beş öğrenci ve profesörleri, faşizme karşı mücadele azimlerini hayatlarıyla ödediler. 1943 yılında bir üniversite çalışanının ihbarıyla yakalandılar ve ölüme mahkûm edildiler. “Beyaz Gül” örgütünün kahramanca direnişi, bugünü aydınlatmaya devam ediyor.

Önce 1942 yazında, sonra da 1943 yılı başlarında “Beyaz Gül” isimli öğrenci direniş örgütü, ilk olarak Münih’te, ardından Linz, Salzburg ve Viyana gibi daha güneyde kalan bölgelerde Hitler’e ve Nazi rejimine karşı bildiriler dağıtmaya başladı.  Örgüt başlangıçta bu bildirilerle öğrencilere ve halka pasif direnişe geçmeleri için sesleniyordu; ancak bu çağrı yerini çok geçmeden hükümetin devrilmesi için harekete geçme çağrısına bıraktı. Hans Scholl ve Alexander Schmorell isimli tıp öğrencileri, grubun merkezini oluşturuyordu. Christoph Probst, Sophie Scholl, Willi Graf ve yol göstericileri Profesör Kurt Huber kısa fasılalarla onlara katıldılar ve rejim karşıtı eylemlerinin içinde çeşitli şekillerde yer almaya başladılar.

Nazizme karşı mücadele ittifakı

“Beyaz Gül” örgütünün üyeleri genellikle Hıristiyan inancına sahip, muhafazakar burjuva ailelerine mensupturlar. Hans ile Sophie Scholl başta nasyonal sosyalizmden etkilenmiş ve Nazilerin çeşitli gençlik örgütlerine katılmışlardı; hatta Sophie Scholl bu örgütlerin birinde liderlik konumuna yükselmişti. Willi Graf ise tam aksine Nazi partisinin tüm baskılarına karşı koymuş, herhangi bir şekilde örgütlenmeyi tavizsizce reddetmişti. Ancak gerek kişisel altyapı, gerek Nazi devletinde edindikleri olumsuz tecrübeler, “Beyaz Gül” örgütü üyelerinin kısa zamanda rejime karşı seslerini yükseltmelerini sağladı. Onları bir araya getiren başlangıçta siyasi görüşlerinin yanı sıra sanata, edebiyata, müziğe, felsefeye ve dine duydukları ilgiydi. Fakat bu bireysel arkadaşlık kısa sürede nasyonal sosyalist diktatörlüğe karşı bir mücadele ittifakına dönüştü.

İnançlarının bedelini ölümle ödediler

“Beyaz Gül”ün dağıttığı bildiriler sadece bir vicdan isyanı değildi. Aksine, metinleri son derece siyasiydi ve insanları bu korkunç rejime karşı daha fazla sessiz kalmamaya, harekete geçmeye çağırıyordu. Münihli bu beş öğrenci ve profesörleri, faşizme karşı mücadele azimlerini hayatlarıyla ödediler. 1943 yılında bir üniversite çalışanının ihbarıyla yakalandılar ve ölüme mahkûm edildiler. “Beyaz Gül”ün çok sayıdaki destekçisi de yakalandı, bir kısmı idama mahkûm edilirken, bir kısmı da uzun hapis cezalarına çaptırıldı.

“Beyaz Gül” örgütünün kahramanca direnişi, bugünü aydınlatmaya devam ediyor. Faşizm tehdidi hâlâ varlığını güçlü bir şekilde sürdürüyor. Beyaz Gül, bize en zor, en ağır koşullarda bile faşizmle mücadele edilebileceğini öğretti. Ancak faşizmi bir daha yaşamak zorunda değiliz. Troçki’nin de belirttiği gibi, düşmanı yeterince tanımayı başardığımız anda, onunla zamanında ve başarıyla mücadele edebiliriz.

Okuma önerisi: Faşizme Karşı Mücadele, Lev Troçki, Yazın Yayıncılık

Film önerisi: Sophie Scholl, “Die letzten Tage” (Son Günler), 2005.

Bunları da beğenebilirsiniz...