Hitler’e inat hayatta kalmak

Şapka tasarımcısı Trudi Kanter’in gerçek hikayesini konu alan ‘Kadınlar, Şapkalar ve Hitler’, II. Dünya Savaşı döneminde Viyana’da geçiyor. Roman, Nazi’lerin ilhak ettiği Avusturya’da, genç bir kadının hırsı, cesareti ve sabrı ile hayatta kalabilme mücadelesini adım adım gözler önüne seriyor…

Kaynak: Yeni Şafak / Seray Şahinler

Hitler döneminde, II. Dünya Savaşı’nın gölgesinde tutulan günceler her zaman merak uyandırmıştır… Kamplardan çıkan mektuplar filmlere konu olmuş, taşların arasından çıkan çizimlerden sergi yapılmış, vahşete tanık olan sanatçıların hüznü notalara döktüğü eserleri icra edilmiştir. Toplama kamplarından en az birini ziyaret edenler her avludan, her odadan bu hikayelerin hala daha acılar içinde kıvrandığını tüm hücrelerinde hisseder.

Yeni senaryolar ve uyarlamalardan ziyade biyografik hikayelerin daha çok ilgi çektiği malum… ‘Kadınlar, Şapkalar ve Hitler’ adlı roman da Avusturyalı bir Yahudi olan Trudi Kanter’in hikayesini anlatıyor. Öykü, 1938 yılında II. Dünya Savaşı Avusturyası’nda başlıyor ve 1945’e dek uzanıyor.

Başarılı bir şapka tasarımcısı olan Trudi, moda haftalarını takip etmek üzere başta Paris olmak üzere moda başkentlerini ziyaret eder. Doğup büyüdüğü Viyana’ya aşıktır. Şehrinden ayrı kalmak onu mutsuz etse de gittiği her yerde Viyana’yı düşünür sık sık. 1938’deki son Paris ziyaretinde Hitler’in Avusturya’yı ilhak etmek üzere olduğu haberini alır. Trudi yeni şapkalarını artık şıklık için değil, savaşı yaşayan kadınların yüzündeki hüznü gizlemek için tasarlayacaktır…

Başından bir evlilik geçen Trudi, hayatının geri kalan kısmında en çok seveceği insana, Walter’a aşık olmuştur. Maceracı Trudi’nin varlığı sakin ve mantığı ön plana alan Walter’la tamamlanır adeta. Fakat Nazi askerlerinin Viyana’ya girmesiyle öncelikle Walter’ı zor günler bekler… Nazi istilası Avusturya’ya da sıçramıştır. Yolda çevrilen kolu bantlı vatandaşlar farklı şekillerde kendini gösteren aşağılayıcı davranışlara maruz bırakılmaktadır. Walter’a öncelikle sokaklar temizletilir. Sonrasında ise kampın ayak sesleri yavaş yavaş duyulmaya başlar. Trudi için çok sevdiği ülkesinden ayrılmak artık kaçınılmazdır.

Tüm bu yaşananların gölgesinde Trudi ile Walter evlenir ve her gün şehri karartan bombaların altında yeni bir sayfa açıp mutlu bir yaşam sürmeye karar verir. Bir gün evlerine gelen komşuları gizemli adamların Walter’ı aradıklarını söyler. Ve böylece çiftin Prag’tan Londra’ya uzanan yeni hikayesi yazılmaya başlar… Vakit kaçış vaktidir. Viyana’daki o zengin hayatı geride bırakan aile, İngilizlerin safhına geçer ve Viyana’nın yıkımına radyodan tanık olurlar.

TARİHİN KARA SAYFALARI

Trudi Kanter iyi bir şapka tasarımcısı olmasının yanı sıra dili başarıyla kullanan güçlü bir kalem. Yazarın akıcı üslubu sayesinde ağır bir romandan ziyade mesaj kaygısı gütmeyen, parmak sallamayan metinlerle farklı bir hayata tanık oluyorsunuz. Bir yanda hoş, inceliklerle dolu bir yaşam, diğer taraftan da tehlikenin gerçek ve soğuk bir tasviri.

Savaşı yaşayanlar en kötüleri anlatmaya hiçbir zaman yanaşmaz. Tarihin kara sayfalarında bırakmak ister o günleri… Eser, genç bir kadının hırsı, cesareti ve sabrı ile hayatta kalabilme mücadelesini adım adım gözler önüne seriyor… Hitler’e inat aşkın peşinde bir hayata tutunma mücadelesi…

 

 

 

 

 

Bunları da beğenebilirsiniz...