Zalim Mizah – Riva Hayim

Discrimination_shutterstock_233434186

Riva Hayim

Bana antisemitizm ile ilgili yazı yazmak ister misin dediklerinde başta çekindim. “Lütfen hükümete yakın medyayı eleştirmekten de korkmayın” dediklerinde çok korktum. Şimdi yazı yazıcam elli bin tane eleştiri, yok o böyle olmuş, yok şu öyle olmuş. Sonra düşündüm, bana “Yaz ki bilelim” diyenler beni anlamayacaksa kim anlayacak ki zaten?

Antisemitizm biraz yorucu bir konu. Beni en iyi Avrupa’da islamofobiden, zenofobiden muzdaridip olanlar anlar sanırım. Genel anlamda yazacaklarımı dünyadaki politikacıların ya da ana akım medyanın anlamasını beklemiyorum.

Politikacılardan ve ana akım medyadan ifade özgürlüğü arkasına saklanan sinsi nefret söylemini fark etmelerini veya bunu yanlış bulmalarını beklemek hayalcilik olur. Hele bizim mizaha hiç değinmiyorum.

Antisemitizme dönersek, Genel anlamda tehlikeli bulduğum antisemitizm Hitler’e methiye düzen çeşit değil. O anisemitizm değil, insanlıktan çıkmanın başka bir yolu. Benim için en tehlikeli olanı, nefret söylemini ifade özgürlüğü olarak savunup bir dine mensup vatandaşları hedef göstermek, ötekileştirmek. Hatta bunun bir adım ötesine gidip nefret söylemini, toplumun acılarını mizahın malzemesi yapmak.

İşin garibi bunu ana akım medya da yapmıyor. “İfade özgürlüğü nefret söylemi olsa bile sınırlandırılamaz”cılar nefret söyleminin bir özgürlük olduğunu savunuyor.

Güzel bir lüks tabii ki. Yani başkasını şeytanlaştırıp, hedef göstermek, toplumdan ayırma, öteki diye parmakla işaret etmek, potansiyel terörist olarak damgalamak geniş toplum için tabii ki ifade özgürlüğü olarak algılanır. İlginçtir ki bu fikirlerin nefret söylemi olmadığını savunanlar genelde geniş topluma ait olan ve nefret söyleminin hedefinde olmayanlar.

Hatta nefret söylemlerini sınırlandıran yasaların gereksiz olduğunu “Nefret söylemi karşıtı yasaların, hedefte olan azınlıkları daha savunmasız yapacağını savunanlar var”. Bu kişilere “Nefret yasasına alternatif bir öneriniz var mıdır?” diye sorduğunuzda. “Tabii ki “diyorlar.”Nefret söylemlerden çok rahatsızlar ise bu sözleri işittikleri yerde kalmama, orayı terk etme özgürlüğüne sahiptirler!”

OOOOOvv! Bu kadar özgürlük..başım döndü gerçekten, çok teşekkürler..

Son dönemde yabancı basında sadece antisemit değil islamofobik haberler de yapılmakta. Söylem aynı “Bir grubu inancı yüzünden şeytanlaştırmak, ötekileştirmek, geniş topluma ait olmadığının altının çizilip öteki olduğunu vurgulamak”.

Merak ediyorum ifade özgürlüğü azınlığı, ötekiyi hedef göstermek midir?

Sırf sizden farklı bir inanca ait diye komşunuzla ilişkinizi üçüncü bir ülke üzerinden kurmak sağlıklı mıdır?

Bir dini, kültürü, toplumu şeytanlaştırmak hatta terörize etmek özgürlük müdür?

Sesini çıkaramayan, az olduğu, öteki olduğu yüzüne vurulanlara özgürlük diye sunulan “toprakları terk etme özgürlüğü müdür?”

Şeytanlaştırdığınız vatandaşlarınızın iş görüşmelerinde cvlerinin üzerine çarpı atılıyor.

Arkadaşları farkında olmadan mesafe koyuyor.

Politikacılardan etkilenen medya kötülüğü her gün daha sıradanlaştırıyor.

Yakınlarının, arkadaşlarının, sevdiklerinin sosyal medya üzerinden yaptıkları farkında olmadan ırkçı olan paylaşımlarla etrafımızdaki çemberler daralıyor.

Mizaha gelince…

Gülerek rencide etiklerinizin sizinle birlikte gülmemesi, çirkin şakalarınıza ses çıkaramaması ömrümüzden çalmadığı anlamına gelmesin. Sadece size o duyguyu tattırmak istemiyoruz.

Başkalarının özgürlüğünden çalmak ifade özgürlüğüyse ifade özgürlüğünüz de mizahınız da sizin olsun.

Biz bu şakalara gülmeyenler olarak farklı inançlara, kültüre, siyasi görüşe veya cinsel tercihe mensup vatandaşlar olarak dünyanın neresinde olursa olsun hayatımıza devam etmeye çalışacağız.

Size zalim gülmeler…

Untitled Untitled2 Untitled3 Untitled4 Untitled5 Untitled6

Yazının İngilizce orijinaline http://thekebabandcamel.com/the-tyrant-laughs/ adresinden ulaşılabilir.

Bunları da beğenebilirsiniz...