“İnce espiri nefret söylemi olamaz” fikrinden vazgeçebilir miyiz lütfen? – Alper Ard

Charlie-Hebdo-Alan-Kurdi-Kopya

Alper Ard

Charlie Hebdo’da Alan Kurdi karikatürünü görmüşsünüzdür.

Bu karitatürün ırkçılık olduğunu düşünenler olduğu gibi, tam tersi düşünenler de var. Mesela Tan Soltürk, Twitter’da şöyle izah etmiş:

“Charlie Hebdo’yu aldım, ilgili bölüme baktım. Olay pek de söylendiği gibi değil, Aylan karikatürü, 4 karikatürlük bir kolondan oluşuyor.

“La France, c’est pas c’qu’on dit”, yani “Fransa, bizim söylediklerimiz değil” başlığıyla verilmiş tartışılan çizim. pic.twitter.com/Ar9hqF3BpT

Bu Michele Sardou’nun “J’habite en France” adlı, 68 sonrasında yayınlanan “faşist şarkısı” olarak bilinen şarkısının bir sözü aynı zamanda.

Dolayısıyla zaten kokuşmuş düşüncelere atıfta bulunulmuş başlıkla, bir de cumhuriyetin eşitlikçi değerlerinin yitmesine bir tepki var yani.

Mesela ilk karede Fransa’nın kozmpolitliğine vurgu yapan adalet bakanı Taubira ve tepki gösteren başbakan Vals var.

İlla satirik dergiyi, komiklik karikatür şaka dergisi olarak ele alacaksanız da 3. kare’de kendi ölümleriyle dalga geçiyorlar mantığınızla.

Son karede de Notre-Dame-des-Landes’daki havaalanı inşaatına karşı direnen halk ve polisin ikiyüzlülüğüne vurgu yapılmış.”

Ben halen nefret söylemi tehlikesi görüyorum bu durumda. Tüm yukarıda izah edilenlere rağmen.

Neden derseniz, şu yüzden:

Charlie Hebdo karikatürlerinin ne demek istediği hakkında “aslında ırkçılık yapmıyor, ırkçıları ti’ye alıyor” diyen arkadaşların gerekçelerini anlıyorum. Eminim durum öyledir de. Şaşırmam. Ama bu savunmayı yapanların gözden kaçırdıkları bir nokta var:

Irkçılarla çok ince dalga geçerseniz ters mizah yapabileceğinizi düşünmek bence ciddi ciddi sorunlu. Irkçı mizahta sorun olmadığını, yapanın niyetine bağlı olarak sonucun önemli olmayacağını düşünmek bir hata.

Bir ifadeyi nefret söylemi yapan şey sizin niyetiniz, zeka seviyeniz, yüksek espiri anlayışınız vs değil.

Nefret söylemi olan şey bir insan grubu üzerindeki önyargıları güçlendirme, toplumsal nefreti kanalize etme sonucu yaratıyor olmanız.

Şu konuda mutabık kalalım bence, insana dair her konu mizaha konu olamıyor. İnsanın güneş altında yaptığı tüm eylemler bir gün bir South Park bölümüne konu olmamalı belki de. Beylik bir saygı, kutsallara hürmet, herkesin inandığı kendine vs goygoyuyla söylemiyorum bunu. Gerçekten doğası gereği bazı konuların mizaha tercüme edilmelerinin imkansız ya da imkansıza yakın olduklarına inandığım için söylüyorum.  Bazı konular -ırkçılık kesinlikle bunlardan bir tanesi- gerçekten politik olarak o kadar yüklü ve karmaşık oluyorlar ki, eline yüzüne bulaştırmadan tek karelik bir mizah eserine konu etmek neredeyse imkansız oluyor.

Bir örnek vereyim. Şuna bir bakın.

(Türkçesi: 1- Müslümanlar hakkında çizince… “Bu ifade özgürlüğü!” 2- Yahudiler hakkında çizince… “Bu anti-Semitizm!”)

Bu karikatür birkaç yıldır ortada dolaşıyor. Charlie Hebdo’nun ve temsil ettiği mizahın nasıl es geçilip, Yahudilere karşı yapılan en küçük bir mizahın nasıl hemen Anti-Semitik (i.e, Yahudi düşmanı) olarak yaftalanıp susturulduğundan dem vuruyor. Baktığınız zaman benim söylediğim şeyle aynı şeyi söylüyor, Charlie Hebdo’yu aynı yerden eleştiriyor gibi görünüyor değil mi?

Değil işte. Evet gerçekten de İslamofobi diye birşey var. Evet gerçekten de Batı devletlerinin ve medyasının ifade özgürlüğü ve nefret söylemi konusunda uyguladığı bir çifte standard var. Karikatürist bütün bunları “tüm çarpıcılığıyla” tek bir karitatüre sığdırmaya, mizaha tercüme etmeye çalışmış. Ama olmamış bence, mızrak çuvala girmemiş. Irkçılık, ifade özgürlüğü, nefret söylemi, İslamofobi, Anti-Semitizm, azınlık hakları vs gibi birçok konuyu ilgilendiren çok yönlü bir sorunu çarpıcı olmak adına mizaha yüklemeye çalıştığı için bir yerden açık vermiş.  Çifte standardı vurgulayım derken kantarın topuzunu kaçırıp Yahudi düşmanı söyleme verilen haklı tepkiyle dalga geçen, bunun abartıldığını ima eden bir yerde demirlemiş.

Karikatüristin kendisi gerçekten bu tepkinin abartıldığını düşünüyor, Anti-Semitizm’in çok da önemli bir sorun olmadığına inanıyor olabilir mi?

Bilmiyorum. Bilemem. Konu da bu değil.

Bildiğim şu:

Bu ve bunun gibi karikatürler Erdoğan’ın Yeni Türkiye’sinin sağcı medyasında hemen yer buluyor. Hemen sirküle ediliyor. Fotomontaj ustası Takvim’in, milli iradenin sesi Star’ın, Yahudi tehlikesinin farkında olmamızı salık veren Akit’in çok işine yarıyor. Ne zaman Türkiye’de Türkler’in faili olduğu bir ırkçılık konusu gündeme gelse “Batı’nın ikiyüzlülüğünden”, “çifte standardlarından” söz etmeleri için yeni bir malzeme sağlamış oluyor.

Karikatürün sahibinin iradesi, ince zekası, yüksek espiri yeteneği hangi seviyede seyrederse seyretsin, günün sonunda geniş kitlelerin çok kültürlülük algısını bozmakta ustaca kullanılıyor.

Bu yüzden, eğer buraya kadar mutabıksak, şunu önerebilir miyim:

Lafınızın eleştirdiğiniz ırkçılarca olumlu bulunma ihtimali, eleştiriyi anlama ihtimallerinden daha yüksekse, o zaman mümkünse o espiriyi yapmamayı tercih edin.

Gerçek insanların hayatlarında sizin vurucu bir mizahla hayatınıza gelecek neşeden daha büyük sorunlar yaratabileceğini düşünün.

Es geçin bu seferlik. Bırakın bir sefer de ortamın cool komik kızı veya erkeği olmamış olun.

Bütün bunlar geride kaldığında, herkes için daha güvenli bir dünyada yaşamaya başladığımızda, mültecilere karşı nefret gibi bir sorunumuz olmadığında, mültecilik gibi bir sorunumuz olmadığında -ki o günleri göreceğimize naif şekilde inanıyorum- o zaman yaparız her türlü espiriyi kendimizi tutmadan.

En iyi espiriler benden mi çıkar çok emin değilim. Ama en çok kahkaha atan ben olacağım. Söz!

Kaynak: marksist.org, 15.01.16

http://marksist.org/icerik/Haber/3654/%E2%80%9CInce-espiri-nefret-soylemi-olamaz%E2%80%9D-fikrinden-vazgecebilir-miyiz-lutfen?

Bunları da beğenebilirsiniz...